Akran etkileşimi çocuk ve gençler için neden önemli?

Öğretmen Gelişim Merkezi’nin 6. buluşmasında psikolojik danışman ve uzman aile danışmanı Tolga Nasuh Aran’ı misafir ettik.

ÖGM Koordinatörümüz Osman Torun ile yaptıkları söyleşi:

Akran etkileşimi çocuk ve gençler için neden önemli?

Akran etkileşiminin geliştirici olumlu etkilere sahip olduğunu düşünüyorum. Akranların dilinden en iyi akranları anlıyor. Aynı yaştakiler birbirlerini anlamaya daha yatkınlar. Çocuklar acımasız olabildiği gibi, akranlarıyla bir arada olarak vicdanlarını geliştirebiliyorlar. Özellikle kaynaştırma öğrencilerinin akran grubu içinde çok güzel gelişmeler yaşadığını gözlemliyorum.

 

Okullardaki sosyal etkinlikler ve kulüp çalışmaları çocuklara hangi katkılar sunuyor sizce?

Bu tür çalışmaların önemini görmemiz gerekiyor. Ben üniversitede kulüp çalışmalarında çok şey öğrendim. Liderlik, organizasyon, metin yazarlığı, tanıtım ve halkla ilişkiler, ekip çalışması ve daha birçok alanda bana çok şey kattı bu tür çalışmalar.  Burada kazandığım bilgi ve deneyimlerden iş yaşamında da yararlanıyorum.  Okullardaki kulüp çalışmalarında rehberlik daha ön plana çıkıyor.


Öğrencilere rehberlik edecek öğretmenlerin varlığı ve öğrenme ortamlarının sunulması gerekli. Kulüplerde öğreten kimliğinden daha çok yön veren, yol gösteren rolünün yaşama geçirilmesi yararlı oluyor.


Bu tür çalışmalarda; yaratıcı ve felsefi düşünmeye destek olma, düşünmeyi öğrenme deneyimi yaşama gibi özgürlükçü yaklaşımlar önemli. Çocuklar farklı bakış açılarını keşfedip, kendince bakabilmeyi deneyimlediklerinde olağanüstü güzellikler üretebiliyorlar. Onları destekleyerek kendi süreçlerinde özgürce yol almalarını sağladığınızda farklı yeteneklerinin de ortaya çıkmasını sağlıyorsunuz.  Yine, farklı yaş gruplarından gelen çocukların kulüp çalışmasında ortak bir amaç için buluşmuş olmaları yepyeni etkileşimler ve birleştirici etkiler doğurabiliyor. Kulüpler takım çalışmalarının yaşandığı özel ortamlar olarak da çok değerli kanımca.

Aile içi iletişim çocuğun okul başarısını nasıl etkiliyor?

Eğitim sistemi aileyi de sürece dahil etmeyi de gerektiriyor. Çünkü yaşanan bir probleme sadece öğrencinin problemi olarak baktığımızda yanılıyoruz. Onun hikâyesini öğrendiğimizde ailesinin özellikleri de ortaya çıkıyor.  Aileyi eğitim sürecine dahil ettiğimizde çocuğun gelişimi için değerli olanaklar ortaya çıkıyor. O zaman yaşanan davranış örüntülerinin kaynağını görebiliyorsunuz. Ve olumsuz davranış örüntülerinin kaynağını fark ettikten sonra onları olumluya dönüştürmede daha güçlü hale gelebiliyorsunuz böylelikle.  Bu alanda aileye sosyal destek ünitelerinin de artması gerekli.  Aileye “yine mi bizim çocuk bir şey yaptı” şeklinde değerlendireceği yaklaşımlardan daha olumlu çağrışımlara varmak gerekiyor. Gerçekte olumsuzluk odaklı iletişim süreçleri daha sık çıkıyor karşımıza. Özellikle ders başarısızlığı, disiplin sorunları vb. alanlarda daha sık yaşanıyor bunlar. Ancak, yapıcı, kapsayıcı ve olumlu çağrışımlar içeren süreçler yaşandığında ailelerin sürece katılımı daha anlamlı hale geliyor. Başarı da bu süreci izliyor aslında. Kısaca sorun odaklı iletişim süreçleri yerine daha olumlu yaklaşımlara ihtiyaç var.  Bunu özellikle rehberlik çalışmalarında sıklıkla yaşıyoruz.

İletişim becerileri açısından günümüz çocuklarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Z Kuşağı olarak adlandırabileceğimiz günümüz çocukları teknoloji ile doğdular. Teknoloji ile daha anne karnındayken tanıştılar.  Günümüz çocuklarının teknolojiye yatkınlarını eğitim süreçlerinde anlamlı öğrenme deneyimlerine dönüştürebiliriz. Bildiğiniz gibi teknolojiyi olumlu olarak kullanabilmek önemli. Öğretmenler olarak bizlerin “alet çantası” olarak ifade edebileceğimiz donanım ve araçları zenginleştirip, güncel ve aktif biçimde kullanabilmemiz önemli. Bunlardan sınıf ortamlarında bireysel farklılıkları dikkate alarak yararlanmayı başarmalıyız.

Bildiğiniz gibi “Birleşmiş Aileler” olarak adlandırılan aile yapısı giderek artıyor. Bu tür ailelerin çocuklarını iletişim açısından nasıl değerlendiriyorsunuz?

Güzel bir soru sordunuz. Birleşmiş ailelerin giderek artması demek, boşanmaların da artmış olmasını ifade ediyor.  Ülkemizde dünya genelinin altında kalsa bile boşanmalar artıyor. Özellikle İzmir bu açıdan dikkat çekiyor.  Anlaşmazlıklar, geçim koşulları vb. nedenlerle boşanmaların yaşanması normaldir. Bu tür ailelerin çocukları için önemli olan “Boşanma Adaptasyonu”dur. Bu süreçte ebeveynlik kimliklerinin yitirilmemesi gereklidir. Bu ailelerin bir uzlaşmaya varmaları ve bu çerçevede saygı ile birlikte, zaman içerisinde gelişecek bir takım ruhu yapısına kavuşmayı başarmaları önemli. Bu alanda aktif uzman katkılarına daha çok ihtiyaç duyuluyor her geçen gün.

Sosyal medya gerçeğini düşündüğümüzde, günümüz çocukları için sosyal medya hangi olumlu katkıları sunabilir sizce?

Sosyal medyanın daha çok olumsuz etkileri üzerinde konuşuyoruz genelde. Çocukların kendi ilgi alanları ile ilgili sosyal medya grupları ve ortamlarına katıldıklarını gözlüyorum. Daha çok aidiyet duygusu ağır basıyor bu tür ortamlarda. Burada önemli olan nokta, bu ilginin sadece sanal ortamlarda yaşanıp yaşanmadığı konusu. Eğer sadece sanal ortamlarda yaşanıyorsa çocuğa yeterli olmuyor. Sosyal medya bir araçtan öte bir amaç olarak algılandığında sorunlu bir alana dönüşüyor. Kısaca belirtmek gerekirse sosyal medya ilgisi, gerçek yaşamda bir karşılığı olabildiği oranda olumlu katkılar sunabiliyor çocuk ve gençlere. Elbette teknoloji günümüz yaşamında vazgeçilmez bir yere sahip. Ama onu nasıl kullandığımız önemli.

Okul sonrası sosyal etkinlikler okul başarısını nasıl etkiliyor?

Futbol oynayan bir öğrenci başarısız sayılabilir mi? diye sorarsanız ben başarısız olduğunu düşünmüyorum. Ben de öğrenciyken sporcuydum. Sporu bıraktığımda daha başarısız oldum! Çünkü spor bana disiplini öğretti. Sporcu olarak değil ama spor adamlığı kimliğimle hâlen çalışmalarımı yürütüyorum. Spor takımlarında yaptığım çalışmalarda özellikle engelli sporcularda sporun onların yaşamlarını nasıl olumlu değiştirdiği gördükçe çok etkileniyorum.  Eğitim süreçlerinde her şeye sınav ve maddi getiri odaklı bakmamak gerekiyor.  Okul sonrası sosyal etkinlikler pek çok yararının yanı sıra, belki de etkisi yaşam boyu sürecek yepyeni arkadaşlık ve paylaşım olanakları da sunarlar.  Bu tür etkinliklere aktif olarak katılan çocukların yaşam becerileri açısından daha güçlü olabildiklerini gözlemliyorum.  Akademik zeka tek başına yeterli olmuyor. Duygusal zekânın da önemsenmesi gerekiyor.

Verdiğiniz değerli bilgi ve paylaşımlar için çok teşekkür ediyoruz.

Ben de teşekkür ediyorum.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir