ÖGM Vol.7: Annemin Çocukluğu Nerede?

Öğretmen Gelişim Merkezi’nin yedinci buluşmasında Yazar Dilge Güney’in “Annemin Çocukluğu Nerede?” kitabının yazarından çizerine, yayıncısından kukla tasarımcısına kadar tüm emek verenlerin katkıları ile gerçekleştirdiğimiz keyifli söyleşi sizleri bekliyor…


DİLGE GÜNEY (YAZAR)

Kitabı okurken kişisel yaşamınızdan izler olduğunu hissediyoruz. Sizin çocukluğunuzu arama yolculuğunuzun bir yansıması mıdır bu kitap? Bu konuda neler paylaşmak istersiniz?

Bu biraz hepimizin hikayesi aslında. Çünkü özelikle de annesi çalışan, şehirde yaşayan çocuklar için sıklıkla karşılaşılan bir durum bu. Ben de şehirde, apartmanda tek çocuk olarak büyümüş biriyim. Kendime çok sık oyun arkadaşı bulamıyordum.  Bu kitap doğrudan benim yaşam hikayem değil ama elbette çocukluğumdan izler var. Geçenlerde bir Psikolog arkadaşım; “siz aslında çocuklarla aynı mahalledensiniz, o yüzden duyguyu iyi yakalamışsınız” dedi. Evet çizerimiz Berna’da kitabın kahramanı Ze’yi bana yakın bulmuş olmalı ki, çizimleri yaparken biraz benim çocukluğumu hayal ederek çalışmış. Ama şunu da söylemeliyim. Çok farklı bir noktadan yazmaya başladım bu kitabı. Oğlum şehir on gün kadar şehir dışına gitmişti. İlk kez bu kadar uzun ayrı kalıyorduk. Birden bire bu hikaye geldi. Kitaplarımda kız çocuk karakteri tercih ediyorum çoğunlukla. Ben anneyim orada. Ben de diğer anneler gibi sinirlenebiliyor, bazen gereksiz tepkiler verebiliyorum.  Bazen gereği kadar zaman ayıramayabiliyorum çocuğuma. Kendi çocukluğumdaki o oyun oynamayan Ze karakterimin bendeki yansımaları var elbette bu kitapta.

Kitapta aile içi iletişimin özellikle ebeveyn tutarlılığı alanına vurgu yapıldığını görüyoruz. Ze’nin annesiyle yaşadıklarını  bu açıdan nasıl değerlendiriyorsunuz?

Hepimiz çok yoğunuz, çok işimiz var. Ve o hızlı akışın içerisinde bazen çocuklar ayrıntıya dönüşebiliyor. Çocuğunuz iyi bir okula gitsin, dersleri iyi olsun, en iyi oyuncakları vb. alalım gibi yaklaşımlarınız var. Çalışan bir kadın olarak, işten eve döndüğünüzde evde bekleyen sorumluluklar var. Ama çocuğunuz evde ödevini bitirmiş, sizinle zaman geçirmeyi bekliyor oluyor.  Bu durum oldukça önemli. Özellikle de oyun oynamaya ilgi duymayan bir anneyse bu süreç çok yorucu olabiliyor. Çocukla birlikte keyif alınabilecek  şeyler bulunabileceğini düşünüyorum. Her gün olmasa da mümkün olduğunca çocuğa eşlik edilebilecek zamanlar bulunmalı.

Yine anne baba arasındaki iletişim de çok önemli bu süreçlerde. Biri diğerinden daha toleranslı olduğunda bu sefer bütün dengeler bozuluyor. Çocuğunda kafası karışıyor. İki tane doğru var ve hangisi kendisine daha yakınsa o tarafı çekiştirmeye başlıyor. Böylece evin içinde bir kaos ortamı yaşanıyor. Bu nedenle hem anne baba ve çocuk arasındaki iletişimde tutarlılık sağlamak önemli.  İletişimde içten ve sıcak olmak, sevgiyi göstermek bunların hepsi bir bütünün parçaları bence.

Kuşaklar arası iletişim açısından çok duyarlı bir yaklaşımınız var.  Çoğu örneğin aksine çocuğun aileye katkısı işleniyor etkileyici bir biçimde. Ne dersiniz? Çocuklar ailelere neler aktarabilirler ?

Çocuklar her şeyin farkındalar aslında. Özellikle bugünün çocukları.  Yaşadığım bir şeyi paylaşmak istiyorum. Sıkıntılı olduğum bir günde oğlum yanıma gelip: “anne değiştiremeyeceğin şeyler için üzülme” dedi. Bu çok temel bir gerçekti ama çocuğumdan duyduğumda birden uyandım. Çocuklar daha basit ve olduğu gibi bakabiliyorlar hayata. Sizin gündelik koşturmaca içinde göremediğiniz  şeyleri, çocuklar temiz ve duyarlı bakış açıları ile fark edip sizi yönlendirebiliyorlar. “Benim annem babam benimle hiç oyun oynamadı. Ben de nasıl oyun oynanır bilmiyorum” diyen anne babalar gördüm. Aileler çocuğu izleyerek de oyunları öğrenebilirler ve öğrenmek zorundadırlar. Aileler, kendilerinin de eğlenebildiği bir yol bulabilirler. Mutlaka bir yerlerde var o ışık, o heyecan. Keşfetmek gerekiyor. Çocukların söylediklerine, kalbine ve gözlerine iyi bakmalıyız.

Çocuklar için oyun pek çok yararının yanı sıra yaşamı keşfetme ve deneyimleme anlamı da taşıyor şüphesiz. Özellikle anne babalar çocuklarının oyun süreçlerindeki rolleri hakkındaki düşüncelerinizi öğrenebilir miyiz?

Ben eğitimci veya çocuk gelişim uzmanı değilim. Ama yazarlık eğitimleri aldığımız hocamız Nevzat Süer Sezgin, “dokuz yaşına kadar bir çocuğun en önemli işi oyun oynamaktır” derdi. O yüzden çocukların bir şekilde oyunla buluşup, yaşamla iletişim kurmanın yolunu bulması gerekli. Bu nasıl olabilir? Sorusu herkese göre değişebilir elbette. Önemli olanın ailelerin kendilerinin de keyif alabileceği ortam ve süreçler oluşturmak olduğuna inanıyorum.

Kitap boyunca kahramanınız ZE ve annesinin içsel bir yolculuğuna şahitlik ediyoruz. Sizce bu türden kendini ve geçmişini keşfetme yolculukları neden önemli?

Anılar güzeldir. İyisiyle, kötüsüyle anılar biriktiririz yaşarken. Anılarımız geleceği, kişiliğimizi de şekillendiriyor. O yüzden anılar, fotoğraflar, oyuncaklar ve eşyalarla bir şekilde eski duygular ve yaşantılarla bağlantı kurarız. Bu bir koku bile olabilir yeri bazen. Özellikle de güzel bir yaşantıyı hatırlamak insanda olumlu bir bakış yaratabilir. Çocukluk aslında hiç ölmeyen bir şey aslında. Onu ortaya çıkarmayı öğrenmemiz gerekiyor.

Kitabınız henüz yeni yayınlanan bir kitap olmasına rağmen çok dikkat çekti. Kitapla ilgili geri dönüşler nasıl? Okurlar nasıl karşıladı bu kitabı?

Hep olumlu şeyler duydum şimdiye kadar. Çocuklar kadar özellikle anneler de çok kitabı keyifle okuduklarını söylüyorlar. Annelerde “acaba şöyle yapsam nasıl olur?” tarzında düşünceler yaratmış bu kitap. Çocukların annelerine “çocukluğun nerede saklı?” gibi sorular sorduğunu, bazen de “senin çocukluğun kaçmış, benimle hiç oyun oynamıyorsun?” şeklindeki şikayetlerini duyuyoruz. Tüm bunlar çok değerli geri dönüşler. Anne babalar kitabı okumasalar dahi, çocuklar bu tür geri dönüşler ile onları uyandırıp, farkındalıklarını geliştiriyorlar diye düşünüyorum.

Son bir sorumuz daha var. Diğer kitaplarınızda olduğu gibi bu kitapta da “Patenya Orman  Ülkesi” ne değinilmiş kısa da olsa. Nedir bu Patenya Ormanı’nın sırrı?Nasıl bir yerdir burası?

Patenya Ormanı gerçek dünyadan, hayatın zorluklarından, sıkıcı bir günden kaçmak istediğinizde, hayallerinizde sığınabileceğiniz bir orman ülkesi. Bu güzel ülkenin her üç kitabımda da bağlantılı olmasını istedim. Bu durum, çocukların da çok hoşuna gidiyor. Bu köprüyü, ilkokul ve ortaokul düzeyinde yazacağım yeni kitaplarımda da sürdürmeyi düşünüyorum.

BERNA ERÖZKAN AKAN (RESİMLEYEN)

Dilge Güney’in tüm kitaplarının çizeri olarak, bu kitabı resimlerken neler hissettiniz? Sizde hangi etkileri bıraktı? Duygu ve düşüncelerinizi öğrenebilir miyiz?

Benim çizer olarak büyük bir şansım var. Dilge ile yakın bir arkadaşlığımız var. Hem üç kitaptan gelen hem de kitaplar nedeniyle başlayıp, gelişen bir dostluk bu. Kitapları yazarken ilerleyişlerini de izleyebiliyorum.  Yazarken nerelere girip, çıktığını görmek bir çizer için önemli katkılar sağlıyor. Bu süreçlerde birlikte araştırmalar yapıyoruz, birbirimize zihin açıcı şeyler söylüyoruz. Kitapları çizerken de hikayeyi ve yazılış süreçlerini bildiğim için daha verimli ve keyifli çalışabiliyorum, kitabın içine daha çok girebiliyorum.

Bu kitabı çizerken bu sefer farklı bir teknik olsun istedik. Az rengin kullanıldığı, daha çok görselin yer aldığı bir tasarım oluşturduk.  Hatta konuşma balonları da tasarlamıştık. Beyaz, kırmızı ve siyah rengin kullanıldığı çizimler dikkat çekti. Sonra da kitabın biçimini oluşturduk. Tipi bulmak önemliydi. Kız, annesi ve zürafa nasıl olacak? Buna karar verdik. İkimizin de içine sinmesi gerekiyordu. Kızın tipini bulup çizdikten sonra, bir gün Yakın Kitabevi’nde otururken bir baktık tıpkı çizdiğimize benzeyen bir çocuk girdi içeri. Görünce çok şaşırdık.  Kitabın çizimlerini yaparken hepimiz çok keyif aldık, birbirimizden beslendik. Ortaya çıkan sonuç da hepimizi mutlu etti. Bu duyguyu okurlarda da gözlemliyorum.

LEVENT SALICI (YAKIN KİTABEVİ)

Dilge Güney kitapları hakkında neler söylemek yayıncı kimliğinizle ? Dilge Güney nasıl bir yazar size göre? Son kitapla ilgili değerlendirmelerinizi paylaşabilir misiniz?

Öncelikle Dilge Güney kitaplarının hayranı olduğumu söylemeliyim. Onunla çalışmak hem çok kolay hem de zor. Kolay tarafı şu ki Dilge ne yapacağını bilir.  Ama ne istediğini çoğu zaman kendisi de bilmez. Süreç içerisinde görüldükçe “işte buydu” der. Onun için kendisine alternatifleri iyi sunmak ve onun ikna olmasını beklemek gerekiyor. Onun için önce sancılı, karanlık bir geceye gireriz üretim süreçlerinde. Her şeyin tohumlarının atıldığı bir zamandır.  Sabah en güzel zamandır hep olduğu gibi. Çünkü ürün büyük oranda ortaya çıkmıştır. Aslında özetleyecek olursak Dilge kafasında kitabının her şeklini bilen bir yazar. Bizler; çizim, tasarım ve basım süreçlerinde onun kafasındakilerine ulaşmaya çalışıyoruz. Onu yakaladığımız zaman sevgili yazarımız da ikna olduysa ortaya her zamanki gibi harika bir şey çıkıyor.

Son kitabı değerlendirecek olursak, hem form hem de içerik açısından yazarın en iyi kitabının oluştuğunu söyleyebilirim. Okur görüşleri de bu yönde. Kitabı gören herkes fiziksel form, iç düzenleme ve çizimlere beğenisini belirtiyor. Çizimlerin derinliğini oluşturan şey metnin derinliği olduğu için, o da bizim için gerçekten doyurucu bir kitap olmasını sağladı. Bir yayınevi için neredeyse eksiği olmayan bir kitabı yayınlamış olmak bizim için gurur verici.

SUAT ÜNVERDİ (KUKLA SANATÇISI)

Bu kitaba bir kukla oyunu tasarladınız. Kitaba bir kukla tiyatrosu tasarlamak fikri  nasıl gelişti? Neler yapıyorsunuz?

Aslında fikir kendiliğinden gelişti. Yazarımız Dilge Güney’in çocuğu benim öğrencim aynı zamanda. Onunla bir kukla oyunu hazırlayıp, kukla festivalinde yarışmaya katıldık.  Dilge de bu süreçten çok etkilendi olumlu anlamda. Kuklanın içinde zaten herkesin etkileneceği bir büyü var. Bu süreçte Dilge de bir miktar oraya girmiş oldu. Daha sonra proje danışmanımız Gürol Tonbul ile yaptığımız bir sohbet sırasında, bu kitapla ilgili kısa bir sürede neler yapabiliriz diye düşündüğümüzde ortaya çıktı bu fikir.  Her şey birbirini çağırmış oldu aslında. O sohbetin sonunda bu kitap için imza günü odaklı bir kukla tiyatrosu performans projesi doğmuş oldu. Yaklaşık 15 dakikalık bir gösterim olacaktı. Kitabın içine girdik. Sanırım güzel de oldu.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir